------Bir kalbin içinde ne taşıdığını asla bilemezsin. Kırmadan önce iyi düşün, belki içindeki sensin......
20 Nisan 2013 Cumartesi
KÜBA DEVAM...
Sabahları çok keyifli uyanıyoruz. Nedendir bilmiyorum. Aslında düşününce çok da ilginç geliyor insana. Tanıdık arkadaşlarla, dostlarla biraradayken insan dünyanın neresinde olduğunu pek anlamıyor. Ama bir düşününce yerinden yurdundan binlerce kilometre uzakta okyanusun ortasında bir adada ay ayy ayyy En iyisi düşünmemek .!.!.!
Kahvaltı sonrası toplanıp doğruca Ernest Hemingway'in çiftliğine gittik. Çok güzel, büyük ve bir o kadar da huzurlu bir çiftlik. Yaşadığı ortamı, balıkkavına çıktığı tekneyi, avladığı hayvanların post ve doldurulmuş başlarını, 9000 adet civarı kitaplarını ve banyosunda her sabah tartıldığı, kilosunu not aldığı banyo duvarlarını, anlayacağınız aklınıza gelebilecek yaşamıyla ilgili bütün detayları yakından gözlemleme imkanı bulduk.
Bu gezide bir kere daha anladım ki, çok okuyan değil, çok gezen çok daha iyi biliyor bence. Küba'yla ilgili bu güne kadar bir çok bilgiyi dağarcığıma eklemişimdir. Ama bu gezide gördüklerim, yaşadıklarım, deneyimlediklerim bildiklerimi kesinlikle pekiştirdi. Çok öğretici ve eğlenceli geziler yapıyoruz...Ne mutlu...
Neyse bu kadar sohbet yeter. Çikolata yapım evi ve güzel sanatlar müzesi şimdiki duraklarımız. Çikolatalar gerçekten çok lezzetli. Yapım evi deyince aklınıza böyle çok gelişmiş bir fabrika filan gelmesin sakın. Buralarıda gezdik ve karnımız acıktı. Öğle yemeğimizi Hotel Ambos Medos'un terasındaki restoranda yedik. Burası aynı zamanda hem milli kahramanları Che'nin ve Hemingway'inde kaldığı ve yemek yediği yer. Manzara terastan çok güzel. Deniz mahsullerinden oluşan menümüzü afiyetle yedik.
KÜBA...
Puroların yapılışını gördük. Tütünlerin kurutulması ve kurumuş tütün yapraklarının çok kısa bir zamanda puroya dönüşmesi çok ilginçti. Açıkçası biraz hayal kırıklığı. Çok kolaymış aynı bizim yaprak dolma sarması gibi yapılışı !!! Çok güzel kareler yakaladım sizlerle paylaşmak için. Bu arada, bu gezide dönüşte uygun bir zaman ve uygun bir atölyede fotoğraf kurslarına başlamaya karar verdim. Gezilerde hiç olmazsa biraz daha bilinçli fotoğraflar çekebilirim!!!
Öğlen yemeğimizi yine çok güzel müzik yapan bir yerde aldık. Sonra bir dağın yamacına yapılmış, dünyanın en büyük tablolarından birini görmeye Matanzas bölgesine gittik. Burası da çok ilginçti. Dönüş yolu yine çok eğlenceli geçti. Acele otele dönmemiz lazım akşam için hazırlık tabii ki... Yemekten önce Dha öceden kalmayı düşünüp yer bulamadığımız, Hotel Nationale'e gidip birşeyler içtik. Çok eski ve tarihi olaylara sahne olmuş bir otel. Ama kalmadığımıza sevindim diyebilirim. Ağır bir koku vardı o eski yapıların kendine has kokusu.
Dönüp çok keyifli ve Küba'ya gelipte görmeden gidilmeyen Havana Cafe'deki showu izledik. Gerçekten çok güzeldi. Ekip çok kalabalık ve profesyoneldi. Rengarenk kıyafetler, Küba'ya geldiğimi burada anladım diyebilirim.
Yarın Ernest Hemingway'in çiftliğine gideceğiz. Sabah yine çok erken kalkış. O yüzde odalara doğru yollandık show dönüşü.
17 Nisan 2013 Çarşamba
KÜBA DEVAM...
Vallahi çok yorulmuşuz. Akşam yemeğimiz Jazz Club'taydı. Allahtan otelimize çok yakındı restoran. Jazz grubunu zor bekledim. Çıktılar, ben zor odaya kaçtım. Yazılarım vs. işim çok. her akşam not almazsam sonradan çok zorlanıyorum. Sabah çok erken kalkacağız, yetiştirebilirsem yine yürüyüş...Hadi bakalım. Küba güzel geçiyor...Yarın bizi neler bekliyor... Hep birlikte göreceğiz...
Günaydınnnn, yürüyüşe yetişemedim maalesef. Kahvaltı, ardından Pınar Del Rio diye bir bölgesine gittik Küba'nın. Havana'dan 3 saat uzaklıkta Otobüsle giderken çok güzel köy ve kasabalardan geçtik. Tropikal iklim bitki örtüsü çok farklı tabii. Renk renk çiçekli ağaçlar o kadar çok ki harika hepsi. Bir mağaraya gittik.. Mağara içinde epey bir yürüdükten sonra sandallara binip devamını da o şekilde geziyorsun. Çok güzeldi. Sandaldan indikten sonra kocaman bir Buffalo bizi bekliyordu. Adı Thomas. Hemen üstüne binip resim çektirdim. Ufak tefek hediyelikler satan yerler vardı. Ve elbette Pino Colado ve mohito barları. Her yerde olduğu gibi. Geldiğimizden beri kendimizi içmeye vurduk. Su yerine mohito içiliyor burada. Bizde anında ortama uyduk.
KÜBA...
Valizler, gümrük bir de bakmışız, otele doğru yoldayız. Otelimiz, Melia Cohiba. Deniz kenarında. Daha doğrusu okyanus kenarı!!! 5 yıldızlı ama bizim bildiğimiz 5 yıldızlı oteller gibi değil. Ama açıkcası şaşırdım. Daha kötü bekliyordum nedense. Yataklar havlular temiz. Sıcak su var. Daha ne olsun. Tabii ki yolculuk bizi epeyi bir sarsmış. Hoşgeldin mohito'larından sonra herkes odasına çekildi.
Sabah 7 saatlik saat farkından olsa gerek çok erken uyandık. Ama iyi oldu. Hemen giyinip, sahil boyu yürüyüşe çıktık. Tam 12 km lik bir sahil yolu var. Şaka gibi, dalgalı günlerde okyanus suları yollara kadar geliyor. kaldığımız günler içinde buna da şahit olduk. 1 saatlik yürüyüş sonrası, otel ve ardından kahvaltı.
Grup genel olarak heyecanlı tabii. Havana turumuza başladık. Havana çok hoş bir şehir. Meydanları, Devrim Müzesi, Katedrali, yemekleri, Atatürk Büstü, Bıcı Taksileri, Puro Dükkanları, mohito'ları, her köşe başında çalan müzik grupları heryeri gezdik, hepsini tattık. Sıra sizlerle paylaşmaya geldi.
Sabah 7 saatlik saat farkından olsa gerek çok erken uyandık. Ama iyi oldu. Hemen giyinip, sahil boyu yürüyüşe çıktık. Tam 12 km lik bir sahil yolu var. Şaka gibi, dalgalı günlerde okyanus suları yollara kadar geliyor. kaldığımız günler içinde buna da şahit olduk. 1 saatlik yürüyüş sonrası, otel ve ardından kahvaltı.
Grup genel olarak heyecanlı tabii. Havana turumuza başladık. Havana çok hoş bir şehir. Meydanları, Devrim Müzesi, Katedrali, yemekleri, Atatürk Büstü, Bıcı Taksileri, Puro Dükkanları, mohito'ları, her köşe başında çalan müzik grupları heryeri gezdik, hepsini tattık. Sıra sizlerle paylaşmaya geldi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








