Valizler, gümrük bir de bakmışız, otele doğru yoldayız. Otelimiz, Melia Cohiba. Deniz kenarında. Daha doğrusu okyanus kenarı!!! 5 yıldızlı ama bizim bildiğimiz 5 yıldızlı oteller gibi değil. Ama açıkcası şaşırdım. Daha kötü bekliyordum nedense. Yataklar havlular temiz. Sıcak su var. Daha ne olsun. Tabii ki yolculuk bizi epeyi bir sarsmış. Hoşgeldin mohito'larından sonra herkes odasına çekildi.
Sabah 7 saatlik saat farkından olsa gerek çok erken uyandık. Ama iyi oldu. Hemen giyinip, sahil boyu yürüyüşe çıktık. Tam 12 km lik bir sahil yolu var. Şaka gibi, dalgalı günlerde okyanus suları yollara kadar geliyor. kaldığımız günler içinde buna da şahit olduk. 1 saatlik yürüyüş sonrası, otel ve ardından kahvaltı.
Grup genel olarak heyecanlı tabii. Havana turumuza başladık. Havana çok hoş bir şehir. Meydanları, Devrim Müzesi, Katedrali, yemekleri, Atatürk Büstü, Bıcı Taksileri, Puro Dükkanları, mohito'ları, her köşe başında çalan müzik grupları heryeri gezdik, hepsini tattık. Sıra sizlerle paylaşmaya geldi.
------Bir kalbin içinde ne taşıdığını asla bilemezsin. Kırmadan önce iyi düşün, belki içindeki sensin......
17 Nisan 2013 Çarşamba
14 Nisan 2013 Pazar
İŞTE KÜBA
Eveeet, bu kadar laf kalabalığı yeter !!! İstanbul havalimanında sabahın erken saatlerinde buluşmamızın ardından; yolculuğumuzun ilk uçuşu olan İstanbul - Paris ayağı için Air France Havayollarıyla Paris'e hareket ettik. Bu arada ek bilgi 2013 Mayıs ayından itibaren THY Havana'ya direk uçuş koyuyormuş.
Kalkışdan hemen sonra, bulutların üzerine çıkınca pencereden bir baktım, Dolunay muhteşem... İstanbul'da hava kapalı olduğu için çok iyi seçemediğimiz dolunay, bütün ihtişamıyla yolboyu bize eşlik etti. Bu iyiye işaret değil de nedir dostlar...
Keyifli bir yolculuğun ardından Paris, Şimdi de Havana'ya uçmak üzere, Paris - Havana Air France uçağındayız. Paris'e indikten sonra 4 saat havaalanında vaktimiz vardı. Freeshop çok eğlenceliydi. Ufak tefek alışverişler ve ıvır zıvır atıştırmalardan sonra işte yine uçaktayız. Bu sefer ki uçuşumuz biraz daha uzun!!! 10 saatlik uçuşun ardından Havana'ya iniyoruz. Heyecan var mı ? Var tabii... Ama gözlemlediğim kadarıyla grup eğlenceli ve uyumlu bir grup gibi görünüyor. Hadi hayırlısı ...
Kalkışdan hemen sonra, bulutların üzerine çıkınca pencereden bir baktım, Dolunay muhteşem... İstanbul'da hava kapalı olduğu için çok iyi seçemediğimiz dolunay, bütün ihtişamıyla yolboyu bize eşlik etti. Bu iyiye işaret değil de nedir dostlar...
Keyifli bir yolculuğun ardından Paris, Şimdi de Havana'ya uçmak üzere, Paris - Havana Air France uçağındayız. Paris'e indikten sonra 4 saat havaalanında vaktimiz vardı. Freeshop çok eğlenceliydi. Ufak tefek alışverişler ve ıvır zıvır atıştırmalardan sonra işte yine uçaktayız. Bu sefer ki uçuşumuz biraz daha uzun!!! 10 saatlik uçuşun ardından Havana'ya iniyoruz. Heyecan var mı ? Var tabii... Ama gözlemlediğim kadarıyla grup eğlenceli ve uyumlu bir grup gibi görünüyor. Hadi hayırlısı ...
12 Nisan 2013 Cuma
KÜBA'YA DEVAM...
İspanya'nın İspanyol-Amerika Savaşı sonunda yenilmesinin ardından imzalanan Paris Antlaşması çerçevesinde öngörülen Küba'nın bağımsızlığı 1 Ocak 1899'da ABD'nin desteğiyle Gerardo Machado'yu deviren Fulgencia Batista, en ünlü diktatör olarak uzun yıllar Küba yönetimine damgasını vurdu.
1950'lerde komünist rejimi ele alan gruplardan birine liderlik eden Fidel Castro, 1955'te26 Temmuz Hareketini başlattı. Arjantin'li devrimci Che Guevara'nında yer aldığı örgütün Aralık 1956'da Küba'da başlattığı gerilla hareketi, Batista'ya bağlı birliklere darbeler indirdi.
1 Ocak 1959'da diktatör Fulgencia Batista'nın Küba'yı terketmesinin ardından, Fidel Castro'yla yeni bir dönem başladı.
Castro dönemindeki yönetimden zarar gören Amerika, Küba'ya karşı ambargolar uygulamaya başladı ve bugüne kadar da bu ambargolar devam etmektedir.
Küba'nın tek parti egemenliğine dayalı sosyalist bir devlet yapısı vardır. Küba nüfusunun % 51'i Avrupa'lı ve Afrika'lıların karışımı, % 37'si beyazlar, % 11'i siyahlar ve % 1'i Çin'lilerden oluşur.
Küba ekonomisi sosyalist ilkelere dayanan devlet kontrollü bir planlı ekonomidir. Son yıllarda özel sektör yatırımları artmakla beraber üretim araçlarının büyük bir kısmı devlet tarafından işletilir.
Küba'nın başkenti Havana'da kolonyal dönemden kalma birçok eser bulunmaktadır. Bu sebeple 1982 yılında Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilmiştir.
Halkın tamamına yakını okur-yazardır. Her köşe başında amatör müzik grupları boy gösterir. Küba mutfağı, genel olarak İspanyol-Karayip karışımıdır. Domuz eti, deniz mahsulleri, mısır ve siyah fasulye çok tüketilir.
1950'lerde komünist rejimi ele alan gruplardan birine liderlik eden Fidel Castro, 1955'te26 Temmuz Hareketini başlattı. Arjantin'li devrimci Che Guevara'nında yer aldığı örgütün Aralık 1956'da Küba'da başlattığı gerilla hareketi, Batista'ya bağlı birliklere darbeler indirdi.
1 Ocak 1959'da diktatör Fulgencia Batista'nın Küba'yı terketmesinin ardından, Fidel Castro'yla yeni bir dönem başladı.
Castro dönemindeki yönetimden zarar gören Amerika, Küba'ya karşı ambargolar uygulamaya başladı ve bugüne kadar da bu ambargolar devam etmektedir.
Küba'nın tek parti egemenliğine dayalı sosyalist bir devlet yapısı vardır. Küba nüfusunun % 51'i Avrupa'lı ve Afrika'lıların karışımı, % 37'si beyazlar, % 11'i siyahlar ve % 1'i Çin'lilerden oluşur.
Küba ekonomisi sosyalist ilkelere dayanan devlet kontrollü bir planlı ekonomidir. Son yıllarda özel sektör yatırımları artmakla beraber üretim araçlarının büyük bir kısmı devlet tarafından işletilir.
Küba'nın başkenti Havana'da kolonyal dönemden kalma birçok eser bulunmaktadır. Bu sebeple 1982 yılında Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilmiştir.
Halkın tamamına yakını okur-yazardır. Her köşe başında amatör müzik grupları boy gösterir. Küba mutfağı, genel olarak İspanyol-Karayip karışımıdır. Domuz eti, deniz mahsulleri, mısır ve siyah fasulye çok tüketilir.
11 Nisan 2013 Perşembe
KÜBA
Küba, resmi olarak Küba Cumhuriyeti, Karayiplerde bir ada ülkesi. Havana, Küba'nın başkenti ve ülkenin en büyük şehridir. Santiago de Cuba ikinci en büyük şehridir. Kuzeyinde Birleşik Devletler, Batısında Meksika, Bahamalar, güneyinde Cayman Adaları ve Jamaika ve güneydoğusunda Haiti ve Dominik Cumhuriyeti uzanır.
1492'de, Kristof Kolomb karaya çıktı ve şu an Küba'ya ait olan adada İspanya Krallığı için hak iddia etti. Küba 1898'de biten İspanya-Amerika Savaşına kadar, İspanya'nın bir toprağı olarak kaldı ve 1902'de Birleşik Devletlerden resmi bağımsızlığını kazandı.
Tropikal bir iklime sahiptir. Karayip denizinin sıcak suları adanın Meksika Körfezinin Karşısında olması adayı kasırgalara açık hale getirmiştir. 1232,5 km uzunluğundaki Ada yeryüzündeki en büyük 13. adadır.
Küba yerlileri; Küba'nın ilk sakinleri Güney Amerika'dan adaya gelen Guanahatabey ve Kübani yerlileriydi. Daha sonra Taynalar yerleştiler. İspanyol'ların adada ilk koloniyi kurduğu sırada çoğunluğunu Taynaların oluşturduğu yerlilerin sayısı 80-100 bin dolayındaydı. Kristof Kolomb'un birinci yolculuğunda keşfederek İspanyol toprağı ilan ettiği Küba'da ilk kalıcı yerleşim 1511'de kuruldu.
19.yy. sonlarından itibaren, İspanyol'lar ve Amerika'lı işadamlarının arasındaki ticari rekabetin arasında kalan ada, birde 1868-1878 arasında On Yıl Savaşı denilen savaşında ortasında kaldı. 1895'te sürgündeki Küba'lı şair ve gazeteci Jose Marti'nin sürgündeki siyasi örgütleri biraraya getirmesiyle gerilla taktiklerine dayanan bağımsızlık savaşı başladı.
8 Nisan 2013 Pazartesi
KÜBA GEZİSİ
Uzun bir aradan sonra tekrar kağıda kaleme sarılmak ayrı bir heyecan benim için. Gezi deyince; sadece seyahat etmek, yeni yerler görmek gelmesin aklınıza. İnsan psikolojisinin gelişimi ve insanın hayata bakış açısının değişimi açısından da çok önemli geziler. Seneler geçtikçe bunu çok daha iyi anlayabiliyor insan. Daha ılımlı, daha sabırlı ve çok daha pozitif oluyorsunuz. Ben kendimde çok güzel yaşıyorum bu değişimleri.
Eveeeet bu kadar laf kalabalığı yeter. Küba: İlk önce niye Küba ?
Bugüne kadar hep duymuşşunuzdur. Dünya'da 1959 senesinde kalmış bir ülke var o da Küba diye. Çok merak ediyordum açıkçası. Görmediğim her yeri merak etmem aslında. İnsan zaman geçtikçe kendisini de iyi tanıyor tabii ki !!! Benim için gittiğim, gezdiğim daha da önemlisi benimle gezmelerine ön-ayak olduğum dostlarımın öyle çok pis, insan eli değmemiş yerlere gitmek ve götürmek istemem.
Önceden edindiğim bilgiler ışığında, keyifli bir gezi olacağının sinyallerini almıştım. Çok sevdiğim arkadaşım Ayşe ve Şebnem'in sahibi oldukları Sacred7 Travel seyahat acentası bize bu konuda rehberlik ettiler.
Şimdi Küba gezi detaylarına girmeden sizlere kısa da olsa Küba hakkında genel bir bilgi vermek için, her gezi öncesi yaptığım gibi ufak bir araştırmam oldu. Çok detaya girmeden nereye gittiğimizi bilelim istedim. Bunu sizlerle paylaşmak isterim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




